İstanbul’dan Başka Şehre Yerleşme – Günlük Yaşantı

Daha önceki yazımda, İstanbul’dan Bursa’ya taşınma sürecinde trafik ile ilgili durumu irdelemiştim. Tabii katlanması zor olan ve en azından benim İstanbul’da oturduğum süre içerisinde sürekli olarak önceliğimde olan trafiği, hadi bir kenara bıraktık. Sadece bundan yılıp kaçınca malum, iş çözülmüyor. Yoksa sıradan ıssız yerlere kaçalım kurtulalım diye düşünüp geçersiniz de, ıssızlık tek aradığınız elbette ki olmaz.

Evet, burada yaşarken trafiği olan bir bölgeden işime gidip geldiğim bir zaman yaşıyorum, bu durumda dahil eve varışım 20 dk. sürüyor. İstanbul’da son çalıştığım işte 09:00 – 06:00 arası çalışıyordum, şimdi ise 08:00-06:00 arası çalışıyorum. Zararlı çıktım sanırım? Pek de değil. İşte geçirilen vakti hesaplarken net iş yerinde bulunma süresini hesaplayabilirsiniz, ancak bu sizi şu açıdan yanıltır: İşe başlama saatiniz, işe gitme ve gelme eylemlerini tamamlayıp, işyeri ile ilgili odağınızın tamamen dağıldığı zamandır. Mesela İstanbul’da 9’da başlayan işe gitmek için saat 7’de uyanmam gerekiyordu. Bursa’da da 7’de kalkıyorum. Kalktıktan itibaren de işe gitmek için hazırlanmaya başlıyorum. Dolayısıyla odak noktası işe varmak ve ben mesainin bu noktada başladığını düşünüyorum. Saat 6’da kalkıp yürüyüş veya spor yapıyor olsanız kabul, o noktada iş dışı başka bir uğraş var. Tartışmalı, kahvaltı etmek de böyle düşünülebilir. Keza iş çıkışında, iş yerinize yakın bir yerde  sürekli takılıyorsanız bu da bir nevi işten çıkmış sayılabilir. Ama mesela eve gitmek için çok yoğun trafiğin aralanmasını bekliyorsanız, işte o noktada da işte çalışmakla farklı olmadığını düşünüyorum. Uzatmayayım, akşam çıkışında 7 civarında evime varabilirken burada 6.30 u nadiren geçiyorum. Yani, çalışma saatim de birebir aynı olsaydı 1,5-2 saat, günlük bir saat arttığında da 1 saate yakın kendime ayırabileceğim vaktim oluyor.

Daha farklı konulardan bahsetmek istiyorum aslında ama trafiğin etkisi olduğu bir konu daha var. Eşimle akşam iş çıkışı farklı bir yerlere gitmek isteseydik İstanbul’da 8’e doğru ancak buluşuyorduk. Burada ise 8’de akşam yemeğini yemiş hatta gezmiş bile oluyoruz. Yani yaşam kalitesinin artmasında ilk etmen, bu kaliteyi yükseltebilecek daha fazla vakit olması.

İkinci konu, akşam vakitlerinizde ne yaptığınızla ilgili. Şayet evinizde vakit geçiriyorsanız, bilgisayar, TV, kitap, dergi, oyun konsolu, sinema filmleri ya da farklı bir hobinizin olması aklıma gelenler. İstanbul’daki eşyalarınızı taşınacağınız yere de getirecek olmalısınız; dolayısıyla bunda pek bir problem yok. Hatta sıkışık nizamdan daha ferah bir yere gelecekseniz bizim gibi, bu size avantaj olarak da dönebilecektir. Eh, uydu alıcılar her yerde standart, geriye en kritik konu olan internet kalıyor. Kadıköy, Beyoğlu gibi altyapısı tarihi eser olan semtlerde yaşayanlar için, gittiğiniz şehirde bu konuda daha avantajlı olabileceklerini söyleyebilirim. En azından İstanbul’da ADSL kullanan ben, Bursa’ya adım atar atmaz fiber interneti de bağlatıverdim. Eşimin de katkılarını teslim etmeliyim, anlayacağınız evde vakit geçirmek konusunda teknik altyapı ile ilgili sorununuz yoksa daha mutlu olacağınızı söylemem mümkün.

Dışarıya çıktınız. Nereye gidiyorsunuz? Yine bu sorunun yanıtı siz yeni bir ile taşındığınızda karşılaştıklarınız sonucu ne hissedeceğinizin yanıtını verir. Şayet ben ve eşimin sıkça yaptığı gibi AVM’lerde vakit geçiriyorsanız, bu taşındığınız ildeki AVM’lerin durumuna bakar. Bursa’da İstanbul’a nazaran sayıları çok çok az tabii, sürekli farklı AVM’lere gitmek gibi bir merakınız varsa sanıyorum Ankara hariç başka bir il sizi tatmin etmeyebilir. Ama AVM’lerin şu etkisi var; olmayan marka yok. Yani, Flo, LCW, D&R, ne ararsanız bulabiliyorsunuz. Hatta şansınız varsa, Bursa’daki gibi tek cadde üzerinde tüm ulusal teknomarketleri gezebilmek gibi o ile özgü güzellikleri yaşamak da olası. Yani küreselleşme ve AVM’ler bize her gittiğimiz yerde kullandığımız markalardan uzak kalmamamızı sağlıyor. Eh, 20 farklı değil de 3 farklı LCW mağazasına girebiliyor olmak sizi kasmıyorsa o zaman bu da bir dezavantaj olmayacaktır.

Tabii oturduğunuz yere özgü bir markada aradığınız herşeyi bulup onun en azından yerini tutacak bir yer bulamamak iyi olmayabilir. İstanbul Koşuyolu’ndaki Ceviz Ağacı ayarında bir yer Bursa’da henüz bulamadık örneğin. Bu tarz alışkanlıklarınız çok varsa problem yaşayabilirsiniz, özellikle de yeni taşındığınız yerde bunların yerini dolduracak alternatifleriniz yoksa. Örneğin, yakın yıllarda artık yapmadığımız birşey ama, Moda Burnu gibi bir yerde yürümek, deniz kıyısında oturmak için Bursa’da en kötü Mudanya’ya gitmek gerekiyor. Ki gittiğiniz ilde deniz hiç olmayıp bunu çok büyük bir sorun olarak da görebilirsiniz. Elbette, İstanbul’da oturanların kaçırdığı bir detayı da anlatmam gerekiyor.

“Herşey İstanbul’da var, başka nerede olabilir ki?” gibi bir düşünceniz varsa, bence unutun. Özellikle gittiğiniz ilin kendine has özellikleri, gelenekleri ve yaşam biçimiyle ilgili detayları varsa. Mesela, Bursa’daki marketlerin şarküteri reyonları kadar geniş reyonları İstanbul’da hiç görmedim. Buradaki bir sürü markette bulabileceğiniz Ünal Çiftliği süt ürünleri, Burdan Yumurta İstanbul’da yok. Nestle, Erikli gibi ulusal; Aroma, Korusu, Karacakaya gibi yerel su firmalarının kaynakları araba mesafesinde. Hatta Korusu tesislerinde damacananızı 1 TL’e doldurabiliyorsunuz. Kaynağından gelen buz gibi sudan bahsediyorum, lütfen sadece damacana fiyatını düşünüp burun kıvırmayın.  Ayanoğlu Enfes Kahvaltısı’na yaklaşabilecekler var ama benzeri İstanbul’da yok. Misi, Cumalıkızık gibi köylerin turizm beldesi haline gelmişleri benim bildiğim yok. Olanlar da kendi içinde şehir olmuştur, eminim. Uludağ her ilde yok.

Ve bu saydıklarımla paralel olarak karşınıza çıkacak şehre özgün etmenler de hoşunuza gidebilir. Eminim İstanbul ve Bursa dışında yaşayanlar da benzer öğeleri sayabilirler. İşte bu şekilde o şehre özgü özellikleri de ancak yaşayarak bulmanız mümkün olacaktır. Burada keşfetme faktörü ön plana çıkıyor. Gezilebilecek yerleri fazla olan bir ilde yaşamak bu açıdan avantajlı olacaktır. Sanıyorum hizmet sektörü ilerledikçe bu durum her bölgeye etki edecek ve kaliteli mekanların sayısını arttıracaktır.

Bunun detayları ayrı bir yazı konusu ama hizmet deyince yine Nilüfer Belediyesi’nden bahsetmeden geçemeyeceğim. Açıkçası sınırları içinde olmanın bir ayrıcalık olduğunu çeşitli durumlarda hatırlatan bir yerde yaşamak gerçekten güzel. Yine bu farklı ve hizmet ediyor olma anlayışının da güzel ülkemizin birçok beldesinde karşılaşılabilecek bir durum olduğunu düşünüyorum.