Erteleme (Procrastination)

– Arkadaş aylar geçti şu makaleyi yayınlayamadın.

* Nasıl, kimsin sen?

– Ben gelecekteki Sen’im.

* Ama buraya nasıl geldin? Tamam, en son bunu bir diyalog olarak yazmak istiyordum ama arkaplanı tasarlamadık, buraya nasıl geleceğini planlamadık. Nedir bu, Geleceğe Dönüş filmi mi?

– Hala gereksiz detaylarla uğraşıyorsun. Şimdi arkaplanla ilgili orjinal birşey bulacağım diye bakalım ne kadar erteleyeceksin bu yazıyı.

* 2-3 güne bitiririm, hallolur. Bak önümüzdeki hafta Salı akşamı boşum.

– Bitirmedin kardeşim, isyan ettim kendim müdahale ediyorum duruma. Niye tüm sorumluluğu bana atıyorsun?

* E iyi de, o kadar oyalanmam, gerektirecek bir durum yok ki? Ne oldu bana? Özel hayatında bir sorun mu oldu?

-Anlatamıyorum hala. Bak abicim, mesele senin erteleme hastalığına yakalanmış olman. Bunu bir şekilde çözmemiz lazım.

* Erteleme hastalığı mı? Şu “procrastination” kavramına karşılık gelen mi bu? Başıma bir şey geldi kesin, çok kötü!

-İşte ilk önemli sorun. İleride olacak uç bir olayı temel eksen kabul etme, o gerçekleşene kadar eyleme geçmeme, böylelikle de ertele erteleyebildiğin kadar. Arada eğleş, sonra da niye bu kadar fazla konu sorunlu diye kendi kendini ye.

* Ne eğleşmesi, adamakıllı oyun bile oynamıyorum ne zamandır ben!

– Tamam işte, kendine eğleşiler bulup zihnini meşgul ediyorsun. Burada kastettiğim oyun değil, oyunu kurgulamak ve bazen oynamak bile sistematik bir iştir. Eğleşi ise belirsiz bir avuntu, kendini oyalama aktivitesi. O arada da önemli işlerin stresi kayboluyor ve kendini rahatlatıyorsun, “Sonra yaparım.” diye düşünüyorsun, topu bana atıp duruyorsun. Yap bitir şunları, bana bırakıp durma. Benim kafamı kalıcı olarak rahatlatma hakkım yok mu Allah aşkına?

* Bilmiyorum, benim için de keyifli değil. Ama bunu kasıtlı yaptığımı düşünüyor olamazsın, beni yeterince tanıyorsun sonuçta değil mi?

– Kasıt olmadığının farkındayım elbette. Ama şunu da biliyorum: Erteleme dediğin niyet ve hareket arasındaki zaman boşluğunu ifade ediyor. Yani niyet ettikten sonra harekete geçmeyi ne kadar ertelersen..

* O kadar ertelemiş mi oluyorum?

– Bana o kadar zararın dokunuyor. Titre ve kendine gel! Aslında gelmiş gibiyim ama.. O anlamda değil, toparlan demek istiyorum.

* Tamam, ben bununla ilgili bir makale yazarım. Zaten blog da öksüz kaldı, ne zamandır istediğim gibi güncelleyemiyorum. Aklımda bir sürü şey var. Bunları yazıya döksem, sonra bu blog kocaman bir hazine olsa. O aralar da zaten mevkim büyür, iyi iyi.

– Hayal kurmak güzeldir ama iş yapman gerektiğinde değil. Hem sen nasıl bir mevkiden bahsediyorsun ki?

* Böyle üst düzey yöneticilik mesela. Aslında niş bir konuda önemli bir uzman olmak da güzel olur.

– Niş alanda belki uzman olursun ama kendini geçindiremezsin, bunu geç.

* Evet evet yöneticilik daha iyi, zaten işletme okudum. Ee artık yerine getirmek gerekenler var, bir de doktoramı yaparım.

– Bir dakika, bir dur! Şimdi benim tek cümlemle idealinden vaz mı geçtin? Niş alanda nasıl bir uzmanlıktı senin dediğin?

* Şöyle, mesela… Hani müzik içerikleriyle e-kitabın olduğu bir portal, sanal kütüphane gibi, bununla uğraşabilirim.

– O kadar düşünüyorsun, söylediklerin somut şeyler değil. Demek ki kafanda net değil. Niyetin belirsiz, en iyi ihtimalle çok zayıf denecek düzeyde. Bu da başka bir erteleme davranışı faktörü biliyor musun?

* İyi de sen de geldiğinden beri eleştirip duruyorsun. Yok mu bu arada olan biten iyi birşey, gelecekten haber ver bana, kahve falı gibi?

– İçini karartmaya niyetim yok. Ama elindeki geniş vakti gözünde çok büyütüyorsun, söyleyeyim. Aynı şekilde işlerini de küçük görüyorsun. Bu iki farklı ve hatalı değerlendirme, erteleme davranışını tetikler durumda. Bir de tabii kronik dağınık dikkatin, bu gibi durumlarda olumsuz yansıması da mühim.

* Dağınık dikkatten yana pek sorunum yok, o sayede beklenmedik çözümler üretebiliyorum.

– Mutlaka, buna diyeceğim yok. Ama işin ortasında tam konsantrasyon çalışırken, Feysbuk ‘ta neler olup bittiğinin aklına takılması, yetmeyip, işi bölüp, dönüp bakma iki duruma işaret: Bir, konsantrasyon dağılması; iki, dürtülere yenik düşmek. İkincisini kendine yakıştırıyor olamazsın Bay Akılcı.

* Ben işimi duygularımdan ön planda tutarım tamam mı? Hele dürtü falan asla etkisinde kalmayacağım bir faktör. Teori iyidir tamam ama burada pratikte olanla çelişiyor, bu beni kalıplara sokmanı gerektirmez diye düşünüyorum!!

– İçsel memnuniyetini devam ettirmek isteyerek yapacağın işleri erteliyorsun, sonra da dürtülerini işinden az önemsediğini söylüyorsun, öyle mi? Neyse, ikna olmanı bekleyemeyeceğim, anlattıkça, kendi halimi gördükçe daha da canım sıkıldı. Ben önümdeki işlere bakayım izninIe, anlaşılan o ki senden bana bir hayır yok.

* Doğru, geçmişi değiştirme şansın yok ama bundan sonrasını düzeltmek hala elinde. Seni iyi gördüm, sadece bir noktayı atladın. Sen gelecek değilsin, ben geçmişim. Görevimi tamamladım şimdi gidiyorum, Hoşçakal.

– Sonunu anlamlandırmasan olmaz değil mi?! Neyse, güzel oldu be. Dur şunu yazayım iki dakikada, bakalım kaç kişi beğenecek?

Kaynaklar:

http://youarenotsosmart.com/2010/10/27/procrastination/
http://www.psychologytoday.com/articles/201109/procrastination-oops-where-did-the-day-go

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s