Haydi Oyun Oynayalım

Oyunlaştırma kavramını tanımladıktan sonra uygulamasından bahsetmek uygun olacaktı. Bunun üzerine, pratikleri ile ilgili çalışmalar yapmak ve var olanları gözlemlemek için bir ara verdim. Ancak daha yeni başladığım uygulamaları neredeyse başlamadan bitirmek zorunda kaldım. Sebebi de, kağıt üzerinde görünmesi mümkün olmayan ama basit bir gerekçeydi: Oyun oynamak isteyen yoktu ki!

Oyunun belli kuralları, gereçleri, oyunun kurulup oynanacağı bir alana ihtiyaç var. Ama hepsinden önemlisi, oyunu oynamak isteyen oyun arkadaşlarının olması. Öyle ya, oyunun kendisini istediğiniz kadar iyi kurgulayın, oyuncusu olmayan bir oyunun kıymeti nedir ki? Nasıl küçük çocuk anne ve babasını oyun oynamak için ikna edemez, işte oyunu oynamaya niyeti olmayan çalışanların iş akışlarına oyunu yerleştirmek de o kadar anlamlı olur.

O zaman bu sorunu çözmek için ne yapmak gerekiyor? İlk aşamada gözüken,bunun üstesinden gelmenin iki yolu var:

Oyun vizyonuyla bakan çalışanların olması bir çözüm olabilir. Şayet elinizdeki kadroda yerleşik bir sorun varsa her zaman için yeni bir ekibin kurulması alternatifi düşünülebilir. Ama bunun ötesinde, makyajlama veya mesajı dolaylı olarak verme çalışmaları olsa acaba hayatımız nasıl olurdu? Yani çalışanlara mesajı doğrudan değil ama, gün içerisindeki olaylar ve işlerin seyri üzerinden vermeye çalışırsak hayatımız acaba nasıl olurdu, bu sefer ikna işini daha rahat yapabilir miydik? Oyunlaştırma konusunda çalışan bir yöneticinin (kaynak) söylediği bir nokta burada önemli, insanların oyun oynamaya gönüllü olmadığı bir ortamda süreçleri oyunlaştırma mantığıyla çalışmak, lezzet katmak için sulu yemeğe pasta kreması katmaktan farksız.

Bu elbette çeşitli tecrübeler sonucu varılabilecek bir nokta. Yine bu durum benim aklıma bazı çelişkili durumları gerektiriyor. Karakteristik yapısı klasik yönetim yaklaşımı ile paralel olan ülkemiz iş hayatında modern uygulamar acaba insanların iş hassasiyetinin fazla olduğu, entelektüel düzeyin yüksek olduğu kurumlarda sağlıklı olarak uygulanabilir mi? Yoksa kurumun örgütsel öğrenmelerini aşama aşama geçirmesini bekleyerek, evrimleşmesinden sonra mı ancak modern yaklaşımların uygulanmasına mı geçilmeli? Örneğin, işin bütünü ile ilgili fikri ve vizyonu olmayan bir çalışanın fikrini almak için bir oyun kurgulayıp bununla ilgili bir çalışma yapmak mı daha mantıklıdır, yoksa o kişiyi önce işi kavrayacak düzeye gelene kadar alt seviye işlerde çalıştırmak mı?

Bu yazıda birçok soru sorup birçoğunu yanıtlamadım. Hatta birçok tez ortaya atıp kaynak veya tutarlı dayanak göstermeden bir yerlere bağladım. Bu, metoda bağlı olmadan yapılan bir çalışmanın arkada bıraktığı olduğu kadar, arkası ancak uzun çalışmaların ardından gelinebilecek bir noktayı şimdiden öngörebilme çalışması oldu. Neyse, bunun üzerine söylenebilecek tek birşey var: Haydi oyun oynayalım!

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s