Kahramanlığa Gidiş

Kahramanlık ile ilgili düşüncelerim, kahraman kişilerin günümüzdeki varlıkları ile beraber aynı zamanda çeşitli edebi eserlerde nasıl işlendikleri ile ilgili de bir araştırma zemini oluşturmuştu. Bunun üzerine okuduğum makalelerin birinde, statükonun bir ejderha, değişim ajanı kişinin de pekala şövalye olduğu bir alternatif çağrışım hikayesine rastlamam ile farklı bir boyut kazandı. Çünkü bu mantıktan hareketle kahramanlık öykülerini gündelik hayatta yaşananlarla özdeşleştirmem mümkün olabilecekti. Bu gibi düşünceler içerisinde iken bir dönem peşpeşe harika kahramanlık öykülerine rastladım. Bu öyküleri rahatça özümsememin nedeni de, çok alışık olduğum ve bir çok farklı biçimde işlenmiş olan geleneksel kahramanlık öyküleri ve süperkahramanlık öykülerinin olmasıydı. Bir de sinemanın sanat olmasının vurgulanmasına yol açanlar arasında sayılmayacaklarını tahmin etsem de, bu öykülerin günümüz teknolojisinin görsel avantajlarını kullanarak hikayeleri eskisinden çok daha etkili anlattıklarını düşünüyorum.

Bu filmlerden ilki Batman Kara Şövalye, iyi oyunculukların yer aldığı bir film olarak akılda kalacak. En azından, Joker rolünün Jack Nicholson’ın canlandırmasının üzerine çıkılamayacağına inancım tam olarak izleyip de, hem de son derece genç bir adam olarak Heath Ledger’ın olayı bambaşka bir boyuta taşıdığını filmden hoşlanmayanlar dahil kabul ediyorlar. Bununla beraber iyi ve kötü kavramlarının birbirine karışıyor olması, kahramanlık ve kriz anında hangi tür karakterin ne şekilde hareket edeceğini göstermesi Kara Şövalye’ nin kahramanlık vizyonuma kattıkları arasındaydı. Bu konuda Joker’in Harvey Dent’i ikna ettiği sahne eminim sadece Harvey’i ikna etmedi. Onunla beraber biz de değişime ikna olduk.
Batman tecrübesinden yeni çıkmıştım ki bu sefer de Watchmen ile karşılaştım. Çizgi roman dünyasında bu kadar yankı yapmış, çizgi roman olmasına rağmen Time dergisinin 2005 yılı değerlendirmesinde en iyi yüz roman arasında gösterilmiş bir hikayenin günümüz teknolojileri ile filme aktarılmasını izlemek elbette süper bir deneyimdi. Ama bununla beraber, karakter örgüsü olarak son derece sistematik, birbirini tamamlayan ve “Buradan bir eğitim çıkar.” diyebileceğim bir kurgu ile karşılaştım. Çünkü kahramanların her birinin dünya algısı ve duruşları ayrı karakteristikleri yansıtıyor ve bir bütünün birbirinden farklı parçaları gibi algıladım bu kahramanları. Dr. Manhattan, Komedyen, Rorscach ve hatta Night Owl’da kendinizi bulmamak zor gibi.

Zincirin son halkası da Beowulf oldu. Bu filmde bir Ying-Yang teoremi ve aslında pek de derin düşünülmediğini sonradan öğrendiğim bir iyi-kötü dengesi söz konusuydu. Ama bu haliyle de, görselliği ile çok şey anlatan bir hikayeydi bana göre. Hatta modern insanın sıkıntılarına da gönderme yapıyor gibiydi, güçlü ve ünlü bir kral da olsa, yenilmez bir yaratık da olsa acı ve sıkıntı dolu Beowulf ile Grendel bu perspektifte değerlendirilmeli.
Özellikle empati kurulabilir, olağanüstü güçlerinden ziyade gerçekliği vurgulanan kahramanların belirttiğim filmlerde yer alması buna sebep olmuş olabilir. Ama kafamdaki fikir, yani gündelik tutum, davranış ve duygularıyla bir insanı belirli bir kahramanla özdeşleştirmek ve hayatını hikaye gibi ele almak mantıklı, uygulanabilir ancak uygulama alanı net olmayan bir metot olarak kalmış durumda. Keza kahramanlık konusunda da söylenebilecekler gelip buraya dayandı kaldı, belirttiğim noktalar üzerinden ilerlenebilecek başka yazılarda işlendikçe ilerlemek mümkün olacaktır.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s